2.27
2.89
0.00

ZEKERİYA ÖZ, Dİ PİETRO'YA BENZİYOR MU?

ZEKERİYA ÖZ, Dİ PİETRO'YA BENZİYOR MU?

Diyeceğim o ki Öz ile Di Pietro’nun “kahraman yargıç serüvenleri” arasında hiçbir benzerlik yok. “Ergenekon”la, “Temiz Eller” mekanizması ile, içerikleri arasında tıpkı bir benzerlik olmaması gibi. Nilgün Cerra


5 Nisan 2011 17:03
font boyutu küçülsün büyüsün


Bu kararı beklemiyordum. Sürpriz oldu. Yorulmuştum ama soruşturmaları yapmaya devam ediyordum.… Saygı duyacağız, ne diyeyim!”

Ergenekon süreciyle” özdeşleşen savcı Zekeriya Öz’le İtalya’nın efsanevi Temiz Eller savcısı Antonio Di Pietro arasında sürekli benzerlik kuruluyor ya…

Temiz Eller savcısı Antonio Di Pietro, görevinden böyle “Sürpriz oldu!” diye ayrılmamıştı.

Di Pietro’yu kimse görevinden alıp, oraya buraya kaydırmamıştı!

Kimse “özel yetkilerini” kaldırmamıştı!

Kimse zira Antonio Di Pietro’yu başlangıçta, “Temiz Eller başlaya!” diye yukarılardan atamamıştı.

İtalya’nın efsane savcısını kimse baştan “özel yetkiyle” donatmamıştı!

Yukarıdan birilerince “özel yetkiyle” donatılmadığı için de savcıya verilen “özel yetkilerin kaldırılması” diye bir durum olmamıştı...

Di Pietro yargıç cüppesini atmıştı

“Bağımsız” savcı Antonio Di Pietro; ülkenin yoz siyasi sınıfını sorgulamak adına birebir yetkiyi kendi inisiyatifiyle, İtalya’da “siyasi erkten bağımsız olan” yargıdan almış ve “Temiz Eller” soruşturmasını -gene bizzat kendisinin kurduğu ekip arkadaşlarıyla beraber- yolsuzluğa karışan “siyasi sınıf temsilcilerine” karşı kendisi başlatmıştı…

Baştan “Temiz Eller”i “kendisi” başlattığı için; görevi ne zaman, nasıl bırakacağına da kendisi karar vermiş; bizzat kendisi “Temiz Eller soruşturmasının tıkandığı noktada” istifa etmek kararlılığını göstermişti.

“Temiz Eller süreci” boyunca, İtalya’da “adaletin simgesi” görüldüğü için yüceltilen savcı; sürecin ivme yitirmeye başlamasıyla, yalnız “Temiz Eller” ekibinden istifa etmekle kalmamış; aynı zamanda, sırtındaki “yargıçlık cüppesini” de fırlatıp atmış, 44 yaşında çok sevdiği mesleği bırakmıştı.

Akabinde politikaya atılan “kahraman savcı”, ilk dönem “muhalefet safından” parlamentoya girmiş ve sonra mücadelesini… “Italia dei valori/İlkeler İtalyası” adıyla kurduğu bir partiyle sürdürmeyi tercih etmişti.

‘Propaganda’nın sınırı yok mu?

Diyeceğim o ki Öz ile Di Pietro’nun “kahraman yargıç serüvenleri” arasında hiçbir benzerlik yok.

“Ergenekon”la, “Temiz Eller” mekanizması ile, içerikleri arasında tıpkı bir benzerlik olmaması gibi…

Bunu bu sütunda şimdiye dek defalarca yazdım.

Ama tutturmuşlar bir “İtalya’da Temiz Eller operasyonunu yürüten savcı Di Pietro neyse Zekeriya Öz de işte o!” tekerlemesini… Bunu hâlâ yazıyorlar.

Niye? Çünkü gerçekle uzak yakın ilgilenmiyorlar.

“Kahraman savcı Di Pietro” şablonu; “propagandaya uyar mı, uyar!”… kullan gitsin!

Anlayış bu…

Tek parmak havada ona buna ahkâm kesen -“Ergenekon” üzerinde en iddialı kalemlerden birinin yazısında- artık gına getiren bu aynı tevatürü daha dün gene okudum:

“Zekeriya Öz” diyordu yazar: “Türkiye’nin kendi karanlık geçmişiyle hesaplaşması gerektiğini savunanların ‘Nerde bizim Di Pietro’ muz...’ diye hayıflandığı koşullarda büyük bir cesaretle ortaya çıkıp, ‘burada’ demiş olan savcıdır.”

Yirmi yıl önceyi kim hatırlıyor?

Bellek kayıtlarının 20 günü aşmadığı bu coğrafyada, yıllar öncesi İtalya’sında olan biteni hatırlayan var mı?

“Ergenekon”a kalkan yapılan bu “Temiz Eller” “markasının” geçmişi, taa 20 yıl öncesine gidiyor.

“Temiz Eller”in mantığı ve muhtevasını; “bağımsız yargı” ile yürütme-yasama denkleminin o yılların İtalya’sındaki konumunu Türkiye’de bugün kim biliyor, kim anımsıyor?

Zekeriya Öz’le, Di Pietro’nun ne gelişi… ne gidişi birbirine benziyor:

1. Di Pietro hiçbir zaman “özel yetkiyle” donatılmış bir savcı olmadı.

2. “Temiz Eller” sisteminde “özel/güçlendirilmiş, süper savcı” diye bir olgu yok, yaşanmadı…

3. “Temiz Eller”i mümkün kılan olay; bizatihi “özel yetkili savcı” değil, “bağımsız yargı”ydı…

4. “Temiz Eller” savcılarını “özel” kılan; “yargı bağımsızlığından” aldıkları “özgüven” ile “güç” olmuştu.

5. İtalya’da “yargı bağımsızlığından” kasıt; HSYK’nin Adalet Bakanlığı’ndan tümüyle bağımsız olmasıydı.

6. Bunun ötesinde savcıları “yetkin” kılan özellik; doğrudan doğruya “bağımsız yapı” içinde edindikleri tecrübeler, o tecrübeler paralelinde kurdukları takım/ekip arkadaşlarıyla aldıkları yargı inisiyatifleriydi...

7. Bir “özel yetki” varsa, bu yukarıdan birilerinin verip, aldığı “yetkiler” değil; savcının özerk yapıda kazandığı donanımla sağladığı yetkilerdi.

8. İtalyan Temiz Eller örneğindeki savcı; bu “yetkiyi” kullanamaz duruma geldiğini gördüğü an, kendi kişisel tasarrufuyla istifa etmişti.

9. Ve zaten de “Temiz Eller” bambaşka bir şeydi.

Kaç kere daha bunları yazmamız lazım?














Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış






MUHARREM BAYRAKTAR’IN ÇEŞİTLİ YAYIN EVLERİNDEN ÇIKAN KİTAPLARI.

Anket

TÜRKİYE'NİN İSRAİL'E KARŞI TAVRINI GERÇEKÇİ BULUYOR MUSUNUZ?
  • EVET
  • HAYIR

En Çok Okunanlar